HAC NEDİR?

Hac; kutsal kabul edilen mekânları dinî maksatla ziyaret etmedir. Hac; İslâm’ın beş şartından biridir.
Hac kelimesi İbrânîce’de hag şeklindedir; “bayram” anlamına gelen bu kelime “bir şeyin etrafında dönmek, dolanmak” mânasındaki hvg kökünden türemiştir.
 
Hac veya hag çok eski bir Sâmî tabir olup İbrânîce’den başka Ârâmîce’de ve Sâbiî dilinde de bulunmaktadır. Kelimenin asıl anlamının “bir şeyin etrafında dönme, dolaşma ve halka oyunu” olduğu, daha sonra bayram mânasını kazandığı belirtilmektedir. Arapça’da “gitmek, yönelmek; ziyaret etmek” anlamlarına gelen hac kelimesi, fıkıh terimi olarak imkânı olan her müslümanın belirlenmiş zaman içinde Kâbe’yi, Arafat, Müzdelife ve Mina’yı ziyaret etmek ve belli bazı dinî, görevleri yerine getirmek suretiyle yaptığı ibadeti ifade eder. Bu ibadeti yerine getirenlere Arapça’da hâc (çoğulu huccâc). Türkçe’de hacı denir.
 
 
HACCIN YAPILIŞI
Lebbeyk Allâhümme
lebbeyk! Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk! İnne’lhamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk, lâ şerîke lek!”
 
“Hacca ilişkin görevlerinizi benden öğreniniz.”
(Nesâî, “Menasîk”, 220)
 
Hac, zaman olarak hicrî takvime göre “hac ayları” denilen Şevval ve Zilkâde ayları ile Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan bir ibadettir. Kelime anlamı itibariyle ziyaret etmek anlamına gelen “umre” ise, belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girerek Kâbe’yi tavaf etmek, Safâ ile Merve arasında sa’y yapmak ve tıraş olup ihramdan çıkmak demektir.Hacca Şevval ve Zilkâde aylarından itibaren başlanabilirse de, ulaşım imkânlarının kolaylaştığı günümüzde genellikle Zilhicce ayının ilk on gününde hac görevi yerine getirilmektedir.
Hac, İfrad, Temettu ve Kıran haccı olmak üzere üç şekilde yapılmaktadır.
“İfrad haccı” umresiz yapılan hacdır. Hac ayları içinde, hacdan önce umre yapmaksızın hac niyetiyle ihrama girilir ve yalnızca hac yapılırsa, İfrad haccı yapılmış olur. “Temettu haccı” hac ayları içinde önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra yeniden hac için ihrama girerek yapılan hacdır. “Kıran haccı” ise, hac ayları içinde umre ve hacca birlikte niyet edilerek ikisini aynı ihramla yapmaktır.
Ülkemiz hacılarının çoğu Temettu haccını tercih ettikleri için bu kitapta haccın anlatımında Temettu haccı esas alınacak, sonra da Kıran haccı ve İfrad haccının farklarına kısaca işaret edilecektir.
Hac, zaman olarak hicrî takvime göre “hac ayları” denilen Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan bir ibadettir. Hac, İfrad, Temettu ve Kıran haccı olmak üzere üç şekilde yapılmaktadır.
A. Temettu Haccının Yapılışı
Hava yoluyla doğrudan Mekke’ye gidecekler, uçağa binmeden önce hava limanında ihrama girerler. Önce Medine’ye gidenlerin ise, hava limanlarında ihrama girmeleri gerekmez. Onlar sonradan Mekke’ye giderken Medine’ye yaklaşık 10 km. mesafedeki Zülhuleyfe mîkât mahallinde ihrama girerler.
 
1. İhram
İhrama girmeden önce genel bir vücut temizliği yapılır. Tırnaklar kesilir, gerekiyorsa koltuk ve kasık altı temizliği yapılır, saç ve sakal düzeltilir varsa güzel kokular sürülür ve mümkünse gusledilir, değilse sadece abdest alınır. Bu gusül, temizlik amacıyla yapıldığı için özel durumda olan bayanlar da gusledebilirler.
Erkekler, iç çamaşırları dahil olmak üzere normal giysilerini çıkarır, sadece “izâr” ve “ridâ” denilen iki parça ihram örtüsüne bürünürler. Bunların beyaz renkli ve yeni olması uygundur. Başlarını açık tutarlar, çoraplarını ve ayakkabılarını çıkarır, ayaklarına terlik ve benzeri şeyler giyerler. Bayanlar ise, normal kıyafetlerini değiştirmezler. Çorap, ayakkabı ve eldiven giyebilirler. Yüzlerini açık bırakarak başlarını örterler.Şayet, mekruh bir vakit değilse, iki rekât “ihram namazı” kılınır. Namazın ilk rekâtında Fâtiha’dan sonra “Kâfirûn”, ikinci rekâtında “İhlâs” surelerinin okunması güzel olur. Namazdan sonra niyet edilmesiyle ve telbiyenin söylenmesiyle ihrama girilmiş olur.
a- Niyet
“Niyet”, kişinin, yapacağı hacca zihnen karar vermesidir. Temettu haccı yapacak kişi ilk önce umreye niyet eder. Niyetin “Allah’ım! Senin rızan için umre yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle.” şeklinde dil ile söylenmesi de güzel olur. Niyet edildikten sonra telbiye söylenir.
b- Telbiye
Lebbeyk Allâhümme lebbeyk! Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk! İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk, lâ şerîke lek!”
“Buyur Allah’ım buyur! Emrindeyim buyur! Senin asla ortağın yoktur. Emrindeyim buyur! Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet de senin, mülk de senindir. Senin asla ortağın yoktur.” anlamına gelen telbiye, daha önce de belirttiğimiz üzere, bütün benliği ile yüce davete icabet edip hacca geldiğini ikrar etmektir.
Bu arada belirtmeliyiz ki, özel hâllerinde bulunan kadınlar, Mekke’ye varış durumlarına göre şayet âdetleri bitmeden Arafat’a çıkmak zorunda kalacaklarsa İfrad haccına niyet etmelidirler.
 
c- İhram Yasakları
İhrama girildiği andan itibaren ihramdan çıkıncaya kadar “ihram yasakları” olarak ifade edilen bir dizi fiil ve davranıştan uzak durulması gerekmektedir: Başkalarına zarar vermek, kavga etmek, sövmek, kötü söz ve davranışlarda bulunmak, Harem denilen bölgenin (Mekke ve çevresinin) bitkilerini kesmek, koparmak; erkeklerin ihram örtülerinin dışında elbise giymeleri, başlarını ve yüzlerini örtmeleri, eldiven, çorap, ayakkabı giymeleri; tırnak kesmek, saç sakal tıraşı olmak, vücudun herhangi bir yerindeki kılları koparmak veya kesmek; saç sakal ve bıyıkları yağlamak, boyamak, oje ve ruj kullanmak, vücuda veya ihram örtüsüne koku sürmek ve parfüm kullanmak; eşiyle ilişkiye girmek veya buna yol açacak davranışlarda bulunmak, şehevî duyguları tahrik edici şeyler konuşmak… Bütün bunlar ihramlı için yasaktır. Bu yasaklara uymayanların, yasağın durumuna göre birtakım cezalar ödemeleri gerekir. Bu cezalar, en hafifinden en ağırına doğru bir miktar sadaka vermekten, yapılacak haccın iptal olmasına kadar uzanır ki, ihtiyaç durumunda bu hususlar, ilgili kitaplardan veya din görevlilerinden öğrenilmelidir.
d- İhramlı İken Yasak Olmayan Bazı Fiil ve Davranışlar
İhramlının yıkanması, kokusuz sabun kullanması, diş fırçalaması, diş çektirmesi, kırılan tırnağı ve zarar veren bir kılı koparması, kan aldırması, iğne yaptırması, yara üzerine sargı sardırması, kol saati, yüzük ve bilezik takması, kemer kullanması, omuza çanta asması, yüzü ve başı örtmeden üzerine battaniye, pike ve benzeri şeyler alması, palto ve benzeri giysileri giymeksizin omzuna alması yasak değildir.
 
2. Kutsal İklime Giriş
İhrama giren hacı adayları telbiye, tekbir, tehlil ve salâvât-ı şerîfe söyleyerek ve samimiyetle dua ederek yola devam ederler. Mekke’ye vardıklarında kutsal iklime ulaştıklarından dolayı Yüce Allah’a şükrederler. Mekke’de otele yerleştikten sonra kafilenin programı doğrultusunda telbiye ve tekbir getirerek Harem-i Şerif’e giderler. Tavafa başlamadan evvel telbiyeyi kesip, tekbir, tehlil ve duaya devam ederler. Daha sonra Umre Tavafı’nı yaparlar.
3. Tavaf
Tavaf, Hacer-i Esved köşesi hizasından başlayarak usulüne göre Kâbe’nin etrafında ibadet kastıyla yapılan yedi dönüşten (şavt) oluşmaktadır.Tavafa başlamadan önce erkekler, vücudun üst kısmına örtülen peştamalın bir ucunu sağ koltuk altından geçirerek sol omuza atıp, sağ kolu omuzla birlikte açıkta bırakırlar ki, buna ıztıba denir. Bu, sadece peşinden sa’y yapılacak tavaflarda söz konusudur. Tavaf bitince omuz kapatılır. Temettu haccına niyet eden bir kişi ilk önce Umre Tavafı yapar. Bunun için Hacer-i Esved hizasına gelmeden: “Allah’ım! Senin rızan için Umre Tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle.” diye niyet eder.
 
Kâbe kişinin sol tarafında kalacak şekilde Hacer-i Esved hizasına doğru gidilir; bu esnada tekbir, tehlil getirilir ve dua edilir. Hacer-i Esved hizasına varılınca eller, içleri Kâbe’ye doğru olacak şekilde namaza durur gibi omuz veya kulak hizasına kadar kaldırılıp “Bismillâhi Allahu Ekber” denildikten sonra Hacer-i Esved istilam edilir yani selamlanır. Aslında istilam, elleri Hacer-i Esved’in üzerine koyup onu öpmek demek ise de, hac mevsiminde bu mümkün olmamaktadır. Bu sebeple Hacer-i Esved’e uzaktan elle işaret edilir. İstilam sırasında durup beklenmemelidir. Çünkü tavafın akışı içinde Hacer-i Esved’i istilam için bekleyenler izdihama neden olmakta, dolayısıyla insanları beklettikleri için üzerlerine kul hakkı geçmektedir. Hacer-i Esved’i istilam etmek sünnet, başkalarına eziyet etmek ise, haramdır. Sünneti yerine getireceğim diye insanlara sıkıntı vermekten ve böylece haram işlemekten sakınılmalıdır.Tavafa başlarken ve her şavtın başında çeşitli dualar okunur. Bu dualar okunmasa da tavaf geçerlidir. Ancak tavafın Kur’an tilâveti, dua ve zikirle yapılması daha güzel olur. Tavafın, “Hatim”in yani Kâbe’nin kuzey tarafındaki yarım daire şeklindeki duvarın dışından yapılması gerekir. İlk üç şavtta erkekler kısa adımlarla koşar gibi çalımlı yürür ki, buna remel denilmektedir. Remel, sadece arkasından sa’y yapılacak tavaflarda yapılır.Tavaf esnasında dua edilir, tekbir ve tehlil getirilebilir. Tövbe ve istiğfarda bulunulur. Yüce Allah zikredilir, Kur’an okunur. Özellikle de Kur’an’da yer alan dua ayetlerinin okunması güzel olur.
Tavaf esnasında bağırarak dua etmek uygun değildir. Bu durum, orada huşû içinde tavaf yapan diğer insanları rahatsız edebilir. Önemli olan duanın içtenlikle yapılmasıdır. Zira Hz. Peygamber’in de buyurduğu üzere, kul olarak bizler sağır ya da uzaktaki bir kimseye değil, yanı başımızdaki ve her şeyi işiten Rabbimize dua etmekteyiz. (Ebû Dâvûd, “Tefrîu ebvâbi’l-vitr”, 26)
Yemen köşesine gelindiğinde, bu köşenin de selamlanması güzel olur. Yemen köşesi ile Hacer-i Esved köşesi arasında “Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver. Âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte bizi de cennete koy. Ey mutlak güç sahibi! Ey günahları çok bağışlayan! Ey âlemlerin Rabbi!” duası okunur.
Böylece Hacer-i Esved köşesinden başlayan 360 derecelik ilk dönüş, tekrar Hacer-i Esved köşesi hizasına varılınca tamamlanmış olur. Beklemeden tekrar Hacer-i Esved selamlanarak ikinci şavta devam edilir. Diğer şavtlar da aynı şekilde yapılır ve yedinci şavtın sonunda Hacer-i Esved tekrar istilam edilerek tavaf bitirilir. Sonra -izdihama neden olmamak kaydıyla- Makam-ı İbrahim’in arka taraflarında iki rekât tavaf namazı kılınır. Ancak Makam’ın müsait olmaması durumunda tavaf namazı uygun olan bir yerde de kılınabilir. Kerahet vakti değilse, tavaf namazının tavafın hemen peşinden kılınması uygundur.Tavaf, kesintisiz olarak yapılır. Tavaf sırasında farz namaz için kamet getirilmesi, abdestin bozulması, ya da tavafı kesmeyi gerektiren başka bir mazeretin ortaya çıkması gibi durumların dışında tavafa ara verilmemelidir. Tavaf namazından sonra dua edilir ve zemzem içilir.
4. Sa’y
Sa’y yapacak kişi, Hacer-i Esved’i istilam ederek Safâ tepesine yönelir.”Allah’ım! Senin rızan için umre sa’yini yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle.” diye niyet ederek Kâbe’ye döner; tekbir, tehlil, salavat okur ve içtenlikle dua eder. Sonra Merve tepesine doğru yürüyerek sa’yin ilk şavtına yine tekbir, tehlil ve dualarla başlar. Yeşil ışıklı direklerin arasında, erkekler koşar adımlarla yürür ki, buna hervele denilmektedir. Yeşil direkler arasında her gidiş ve gelişte: “Rabbim! Günahlarımızı bağışla. Bize merhamet et. Bize ikram et. Bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün kusurlarımızı biliyorsun, bunları affet. Çünkü sen, mutlak güç, kerem ve ihsan sahibisin.” diye dua eder.Hacı, Merve’ye varınca bir şavtı tamamlamış olur. Burada da yine Kâbe’ye yönelerek tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife getirir, dua eder. Sonra Merve’den Safâ’ya doğru yürür. Safâ’ya varınca ikinci şavt tamamlanmış olur. Diğer şavtlar da aynı şekilde yapılır. Yedinci şavt tamamlandıktan sonra Merve’de Kâbe’ye karşı dönerek dua edilir.
 
5. Tıraş Olup İhramdan Çıkma
Saçlar tıraş edilmek suretiyle ihramdan çıkılır. Erkekler saçlarını ya tamamen tıraş eder ya da kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarının ucundan parmak ucu uzunluğundan daha az olmayacak miktarda keserler. Tıraş olduktan sonra umre ihramından çıkılmış olur.İhramdan çıkma aşamasına gelmedikçe ihramlılar, kendilerini de bir başkasını da tıraş edemezler. Bu aşamaya gelmiş ihramlı kimseler ise, birbirlerini tıraş edebilirler.Bundan sonra Temettu haccı yapanlara, hac için tekrar ihrama girinceye kadar ihram yasakları kalkar. Kıran ve İfrad haccına niyet edenler ise, ihramlı kalmaya devam ederler.Temettu haccına niyet etmiş olanlar böylece umrelerini bitirip ihramdan çıktıktan sonra, hac için ihrama girinceye kadar Mekke’de ihramsız olarak kalırlar.Hacılar aşırı izdihamın olmadığı günlerde beş vakit namazlarını Harem-i Şerîf’te kılmaya ve fırsat buldukça bol bol nafile tavaf yapmaya özen gösterirler. Harem-i Şerîf’te Kur’an okumaya gayret ederler. Uzaktan gelenler nafile namaz yerine, nafile tavaf yaparlar. Zamanlarını iyi değerlendirirler, Mescid-i Haram’da gereksiz sohbetlere dalmazlar.
 
6. Hac İçin İhrama Giriş ve Arafat’a Çıkış
Temettu haccı yapanlar uygulamada, genellikle Terviye günü denilen Zilhicce’nin sekizinci günü hac için ihrama girerler. Dolayısıyla o gün geldiğinde evlerde ihram için ön hazırlıklar yapılır. Kerahet vakti değilse, iki rekât ihram namazı kılınır. Sonra “Allah’ım! Senin rızan için hac yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle” diye niyet edilir. Arkasından telbiye getirilerek hac için ihrama girilir.Böylece tekrar ihram yasakları başlamış olur.Hac için ihrama girildikten sonra, nafile bir tavafın ardından haccın sa’yi yapılabilir. Sonunda sa’y yapılacağı için bu nafile tavafta ıztıba ve remel yapılır yani sağ omuz açık bir şekilde çalımlı yürünür. Haccın sa’yini bu şekilde önceden yapanlar, artık Ziyaret tavafından sonra sa’y yapmazlar. Fakat sünnete uygun olan, haccın sa’yinin Ziyaret tavafından sonra ve ihramsız olarak yapılmasıdır. Bu şekilde ihrama girildikten ve arzu edildiği takdirde haccın sa’yi yapıldıktan sonra kafile ile birlikte Arafat’a hareket edilir.Sünnete uygun olan Zilhicce’nin sekizinci günü yani Terviye günü sabah namazını Mekke-i Mükerreme’de kıldıktan sonra Mina’ya hareket etmek ve Arife gecesini Mina’da geçirmektir. Bu takdirde Arafat’a çıkmadan önce Mina’da beş vakit namaz kılınmış olur. Buna göre Arife günü sabah namazını Mina’da kıldıktan sonra Arafat’a hareket edilir. Fakat günümüzde izdiham sebebiyle bazı organizasyonlarda Terviye günü doğrudan Arafat’a çıkılmakta ve Arife gecesi Arafat’ta geçirilmektedir. İzdiham sebebiyle bu şekilde doğrudan Arafat’a çıkılmasında bir sakınca yoktur.Arafat’a intikal esnasında telbiye, tekbir, tehlil, salavat getirilir ve bol bol dua edilir. Bu mübarek günlerin bereketinden olabildiğince yararlanılmaya çalışılır. Arafat’a ulaşılınca çadırlara yerleşilir. Hacı adayı bir süre istirahat ettikten sonra bütün varlığı ile Allah’a yönelip gönülden dua eder; telbiye, tekbir ve tehlil getirir. Kur’an okur, namaz kılar, günahlarına tövbe ederek gözyaşı döker, zikir ve tesbihle meşgul olur. Zeval, yani öğle vaktine kadar böylece ibadet etmeye devam eder.
 
7. Arafat
Arafat, her türlü ayrımcılığın yasaklandığı; can, mal, akıl, nesil, ırz, namus ve şeref güvenliği, inanç özgürlüğü, kadın hakları gibi temel insan haklarının ve evrensel ilkelerin bütün insanlığa armağan edildiği eşitlik günüdür.Öğle vaktine kadar çadırlarda ibadetle meşgul olarak bu mübarek mekânın ve zamanın feyzinden ve bereketinden azami derecede istifade etmeye çalışan hacı adayı, öğleye doğru namaz için hazırlık yapar.
 
Öğle ezanı okunduktan sonra sünnet gereği, öğle ve ikindi namazları birleştirilerek (Cem-i takdîm ile) şöyle kılınır: Önce öğlenin ilk sünneti kılınır. Sonra kamet getirilerek öğlenin farzı eda edilir. Selam verildikten sonra Teşrik Tekbiri getirilir. Arkasından tekrar kamet getirilerek ikindinin farzı kılınır. Selamdan sonra Teşrik Tekbiri getirilir. Böylece öğle ve ikindi namazı bir ezan ve iki kametle eda edilmiş olur. Öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılındığında, bu iki farz namaz arasında başka namaz kılınmaz. Bu sebeple öğlenin son sünnetiyle ikindinin sünneti terk edilir.Namazdan sonra haccın en önemli rüknü olan Arafat vakfesi yapılır. Arafat vakfesi, bu süre içinde Arafat sınırları dahilinde ihramlı olarak bulunmakla gerçekleşir. Arafat vakfesi’nin zamanı, Zilhicce’nin dokuzuncu günü, yani Arife günü öğleyin güneşin tepe noktasına gelip Batı’ya meyletmeye başladığı andan (Zeval vaktinden), bayramın birinci günü “fecr-i sadık” dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir. Bu süre içinde bir an orada bulunan kimse vakfe farzını yerine getirmiş olur.Uygulamada genellikle öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılındıktan sonra vakfe için ayağa kalkılarak kıbleye dönülür ve birlikte dua edilir. Arafat duasının ayakta yapılması müstehabdır. Vakfe esnasında telbiye, tekbir, tehlil, tesbih ve salavat getirilir. Tövbe, istiğfar ve dua edilir. Esas olan herkesin içinden geldiği gibi dua etmesidir. Ancak uygulamada genellikle Arafat duası okunur ve cemaat olarak herkes bu duaya katılır. Bir süre bu şekilde vakfe yapılıp bol bol dua edildikten sonra hacılar Arafat’tan ininceye kadar kalan süreyi yine ibadet, dua ve zikirle değerlendirmeye çalışırlar.Güneşin batmasıyla birlikte Arafat’tan Müzdelife’ye doğru hareket başlar. Yolda yine Rabbimizin rızasını kazanma amacıyla dua ve tesbihata devam edilir. Akşam namazı Müzdelife’de, yatsı vaktinde, yatsı namazıyla birleştirilerek(Cem-i tehîr ile) kılınır.
 
8. Müzdelife
Yatsı vakti girip ezan okunduktan sonra kamet getirilerek ilk önce akşam namazı kılınır. Selam verildikten sonra Teşrik tekbiri getirilir. Sonra ezan okunmadan ve kamet getirilmeden yatsının farzı kılınır. Selamdan sonra yine Teşrik tekbiri getirilir. Böylece iki vaktin farzı bir ezan ve bir kametle eda edilmiş olur. Bundan sonra yatsının son sünneti kılınabilir. Ardından vitir namazı kılınır.Daha sonra vakfe yapılacak zamana kadar ihtiyaç varsa istirahat edilir veya istiğfar veya ibadetle meşgul olunur. Bu arada şeytana atılacak taşlar toplanır, temiz değilse yıkanır. Taşlar nohuttan büyük, fındıktan küçük olmalıdır. Taşların burada toplanması şart değildir. Başka yerlerden de temin edilebilir.Müzdelife vakfesi, bayram gecesi, gece yarısından itibaren güneşin doğuşuna kadarki süre içerisinde yapılabilir. Bu süre içinde kısa bir an bile burada bulunan kimse vakfe görevini yerine getirmiş sayılır. Ancak sünnete uygun olan, Müzdelife vakfesinin şafak söktükten ve sabah namazı kılındıktan sonra yapılmasıdır. Şu kadar var ki, izdiham olduğu durumlarda gece yarısından sonra vakfe yapıp ayrılmak da mümkündür.Arafat vakfesinde olduğu gibi, Müzdelife vakfesinde de gönülden yakarışlar, tövbe ve istiğfarlar, telbiye, tekbir, tehlil, tesbih ve salavatlar dile getirilir.Müzdelife vakfesinden sonra Mina’ya hareket edilir. Yol boyunca telbiye, tekbir ve duaya devam edilerek Mina’da kalınacak çadırlara gelinir. İsteyenler burada bir müddet istirahat edip ihtiyaç giderir. Daha sonra kafilenin uygun gördüğü bir zamanda halk arasında “Büyük Şeytan” olarak adlandırılan Akabe Cemresi’ne taş atmak üzere taşlama yani Cemerât mahalline gidilir.
 
9. Cemerât’a Taş Atma (Şeytan Taşlama)
Kurban Bayramı’nın ilk dört gününde, Mina’da bulunan ve halk tarafından “Büyük Şeytan” olarak tabir edilen Akabe Cemresi’ne, “Orta Şeytan” olarak tabir edilen Orta Cemre’ye ve
“Küçük Şeytan” olarak tabir edilen Küçük Cemre’ye usulüne uygun olarak taşlar atılmalıdır.
Bayramın birinci gününde Büyük Cemre’ye 7 adet; ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde ise her üç cemreye 7’şer adet (3×7=21 21×3=63 63+7=70) taş atılır. Taşlama küçükten büyüğe doğru yapılır.Mina’da kalınmadığı takdirde dördüncü gün taş atılması şart değildir. Uygulamada bayramın dördüncü günü genellikle Mina’da kalınmamakta ve taş atılmamaktadır. (3×7=21 21×2=42 42+7=49)
Taşlama şöyle yapılır: Taşların atıldığı kümeye yaklaşılarak, atılacak taş sağ elin baş ve şahadet parmaklarının uçlarıyla tutulur. “Bismillâh, Allahu ekber rağmen li’ş-şeytâni ve hizbih” (Allah’ın adıyla. Şeytan ve taraftarlarına rağmen, Allah büyüktür!) diyerek atılır. Taşların her biri kümelerin üzerine veya kümeleri kuşatan havuzlara düşecek şekilde ve ayrı ayrı atılır. Bayramın birinci günü, Büyük Cemre’ye tarif edildiği şekilde 7 adet taş atılır. Taşlamaya başlamadan önce telbiyeye son verilir. Taşlama, bayramın ikinci günü tanyeri ağarıncaya kadar devam eder. Bayramın ikinci günü, küçüğünden başlanarak her üç cemreye 7’şerden toplam 21 adet taş atılır. İkinci günkü taşlama, zeval vaktinde yani öğleyin güneşin tepe noktasına gelip batıya yönelmesiyle birlikte başlar, gece tanyeri ağarıncaya kadar devam eder.Bayramın üçüncü günü de ikinci günde olduğu gibi Küçük Cemre’den başlamak üzere her üç cemreye 7’şerden toplam 21 adet taş atılır. Üçüncü gün de taşlamanın zamanı zeval vaktinde yani öğleyin güneşin tepe noktasına gelip batıya yönelmesiyle birlikte başlar, gece tanyeri ağarıncaya kadar devam eder.Bayramın dördüncü günü tanyeri ağarana kadar Mina’dan ayrılmamış olanlar, tanyerinin ağarmasından itibaren güneş batıncaya kadar her üç cemreye 7’şerden toplam 21 adet taş daha atarlar. Tanyeri ağarmadan Mina’dan ayrılanların bu günün taşlarını atmaları gerekmez. Uygulama da böyledir.Taşlamalarda, çok kalabalık olan gündüz saatleri yerine, tenha olan gece saatleri ya da akşam saatleri tercih edilmelidir. Küçük ve Orta Cemrelere taş atıldıktan sonra mümkünse bir kenara çekilip dua edilir. Büyük Cemre’ye taş atıldıktan sonra beklenmez, orası hemen terk edilir.Hacda Cemerât’a taş atmanın mazeret sebebiyle terk edilmesinden dolayı bir şey gerekmez. Hastalık, yaşlılık ve sakatlık gibi mazeretlerle taşları bizzat kendisi atamayacak durumda olanlar, vekâlet vererek taşları bir başkasına attırabilirler. Ayrıca vaktinde atılamayan taşların, bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar atılması mümkündür.Herhangi bir sıkıntı yaşamamak için şeytan taşlama, mutlaka Diyanet İşleri Başkanlığı’nın önerdiği vakitlerde yapılmalıdır. İzdiham sonucunda yaşanan üzüntü, acı, yaralanma ve hatta ölüm olaylarının hac ibadetinin ruhuyla bağdaşması mümkün değildir. İbadetini yerine getirip sevap kazanmayı uman bazı Müslümanların, birtakım insanların ölümüne sebebiyet vermesinin dinen tasvip edilmeyecek bir durum olduğu açıktır. Bunun temel nedeni eğitimsizlik yani bilgi eksikliği ve tedbirsizliktir. Bu tür üzücü olaylara sebep olmamak için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uyarılarının mutlaka dikkate alınması son derece önemlidir.
 
10. Hac Kurbanı (Şükür Hedyi)
Temettu ve Kıran haccı yapanların kesmeleri vacip olan kurbana “Şükür Kurbanı” (Şükür Hedyi) denmektedir. İfrad haccı yapanlar bu kurbanı kesmekle yükümlü değildirler. Her ne kadar sünnete uygun olan, hac kurbanının Akabe Cemresi’ne taş attıktan sonra kesilmesi ise de, bunun duruma göre ve ihtiyaca binaen taş atmadan önce kesilmesi de mümkündür.Hac kurbanı, Harem Bölgesi sınırları içerisinde, bayramın birinci günü tanyerinin ağarmaya başlamasından itibaren kesilir. Bir kimse hac kurbanını bizzat kendisi kesebileceği gibi, vekâlet vererek bir başkasına da kestirebilir. Nitekim İslam Kalkınma Bankası, bedelini ödeyenlerin kurbanlarını, onlara vekâleten kestirmektedir. Hac kurbanının etinden, sahibi dahil herkes yiyebilir. Hacılar, Kurban Bayramı’nda şartlarını taşıyan her Müslüman’ın kesmekte olduğu kurbanı (udhiyye) kesmek zorunda değillerse de sevap kazanmak için nafile olarak kesebilirler. Bu takdirde vekâlet vererek memleketlerinde kestirmeleri daha uygun olur.
11. Tıraş Olup İhramdan Çıkma
Saçları kökünden tıraş etmek veya kısaltmak suretiyle ihramdan çıkılır. Bunun için zamanı gelince erkekler saçlarını kazıtarak tıraş eder veya kısaltırlar; kadınlar ise saçlarının ucundan bir miktar keserler. Böylece hac ihramından çıkışın birinci aşaması (ilk tehallül) gerçekleşmiş olur ve eş ile ilişki dışında kalan geçici ihram yasakları kalkar. Sünnete uygun olan şekliyle hacda tıraş olup ihramdan çıkma zamanı, bayramın birinci günü Akabe Cemresi’ne taş atılıp kurban kesildikten sonradır. Kısacası bayramın birinci günü, önce Akabe Cemresi’ne taş atılır, sonra kurban kesilir, daha sonra da tıraş olup ihramdan çıkılır (taş, baş, tıraş).Ancak özellikle günümüz şartlarında milyonlarca insanın kısa bir sürede Akabe Cemresi’ne taş atamayacakları ve yüz binlerce kurbanın bir anda kesilemeyeceği ortadadır. Dolayısıyla taş atmadan ve kurban kesmeden ihramdan çıkılmasında bir sakınca yoktur.
12. Ziyaret Tavafı
Haccın ikinci rüknü olan “İfada Tavafı” ya da “Ziyaret Tavafı” tıraş olup ihramdan çıktıktan sonra yapılır. Ziyaret tavafı’nın vakti, bayramın ilk günü gece yarısından itibaren başlar. Uygulamada Ziyaret tavafı, genellikle tıraş olup ihramdan çıktıktan sonra yapılmaktadır. Fakat bu tavafı tıraş olmadan ve ihramdan çıkmadan da yapmak mümkündür. Ziyaret tavafı’nın bayramın ilk üç gününde yapılması sünnete uygun ise de, daha sonraki günlerde de yapılabilir. Özellikle günümüz şartlarında haccın çok kalabalık olması sebebiyle Ziyaret tavafı’nın daha sonraki günlerde yapılmasında bir sakınca yoktur.
Ziyaret tavafı’nın tamamlanmasıyla hac ihramından çıkışın ikinci aşaması da gerçekleşmiş ve böylece eşle ilişki yasağı da ortadan kalkmış olur.Özel hâllerinde bulunan kadınlar, Ziyaret tavafını bu hâlleri sona erinceye kadar ertelerler. Hac organizasyonlarında bu durumdaki hanımların, özel günlerinden sonra tavaflarını yapabilmeleri için gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.Arafat’a çıkmadan önce haccın sa’yini yapmamış olanlar, Ziyaret tavafından sonra haccın sa’yini yapacaklarından tavaf esnasında ıztıba ve remel yaparlar. Daha önce haccın sa’yini yapanlar ise, tavafta ıztıba ve remel yapmazlar.Haccın aslî vaciplerinden olan sa’yin yerine getirilmesinin ardından hacı artık Mekke’de kaldığı süre içinde beş vakit namazı Harem-i Şerîf’te kılmaya özen göstermelidir. Kalan günlerini olabildiğince verimli bir şekilde değerlendirmeye çalışmalı, bol bol nafile tavaf yapmalıdır. Özellikle İfrad haccı yapanlar, hacdan önce umre yapmadıkları için, bayramın dördüncü gününden itibaren umre yapabilirler.
13. Veda Tavafı
Hacca mîkât sınırları dışından gelmiş olanlar (Âfâkiler) Mekke’den ayrılmadan önce “Veda Tavafı” yaparlar. Hacıların hacla ilgili olarak yapacakları bu son göreve “Sader Tavafı” da denir.
Veda Tavafı, “Allah’ım! Senin rızan için Veda tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle” diye niyet edilerek yapılır. Tavafın arkasından tavaf namazı da kılındıktan sonra gönülden dua edilir, Allah’tan af ve mağfiret dilenir. Nihayet ayrılığın üzüntüsü içinde gözyaşlarıyla Kâbe’ye ve Mescid-i Haram’a veda edilir.Özel hâlleri sona ermeden Mekke’den ayrılmak zorunda kalan hanımlar, Veda tavafı yapmazlar.Ziyaret tavafı’ndan sonra herhangi bir nafile tavaf yapılıp Veda tavafı yapılmadan Mekke’den ayrılma durumunda kalınmışsa yapılan bu nafile tavaf, Veda tavafı sayılır.
b. İfrad Haccının Yapılışı
İfrad haccı, umresiz yapılan hacdır. İfrad haccı yapacak olan kişi, ihrama girerken “Allah’ım! Senin rızan için hac yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle” diyerek yalnız hacca niyet eder ve telbiye getirir. Böylece yalnız hac için ihrama girer ve hacdan önce umre yapamaz. Bu şekilde artık bayramın birinci günü tıraş oluncaya kadar hac ihramıyla kalır ve ihramdan çıkmaz. Mekke-i Mükerreme’de bulunduğu günlerini olabildiğince güzel bir şekilde değerlendirmeye özen gösterir, bol bol tavaf yapar.İfrad haccına niyet eden kişinin Mekke’ye varınca yapacağı ilk tavaf, Kudûm tavafı’dır. Bunun için “Allah’ım! Senin rızan için Kudûm tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle” diye niyet ederek tavafa başlar. Haccın sa’yini Kudûm tavafı’nın ardından yapabilir. Bu takdirde Kudûm tavafı’nı yaparken ıztıba ve remel yapar. Haccın sa’yini Kudûm tavafı’nın ardından yapmış olanların, artık Ziyaret tavafı’ndan sonra sa’y yapmalarına gerek yoktur.İfrad haccı yapanların hac kurbanı (şükür hedyi) kesmeleri gerekmez. Ancak arzu ederlerse nafile olarak bu kurbanı kesebilirler.
c. Kıran Haccının Yapılışı
Kıran haccı, aynı yılın hac aylarında umre ve hacca birlikte niyet ederek ikisini aynı ihramla yapmaktır. Kıran haccı yapacak olan kimse, ihrama girerken “Allah’ım! Senin rızan için umre ve hac yapmak istiyorum. Bunları kolaylaştır ve kabul eyle” diyerek niyet eder ve telbiye getirir. İhrama girdikten sonra bayramın birinci günü tıraş oluncaya kadar ihramdan çıkamaz. Kıran haccı yapan kimsenin Mekke’ye varınca yapacağı ilk tavaf Umre tavafı’dır. Bunun için, “Allah’ım! Senin rızan için Umre tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle.” diye niyet ederek Umre tavafı’nı yapar. Bu tavaftan sonra umrenin sa’yi yapılacağından, tavafta ıztıba ve remel yapılır. Tavaftan sonra umrenin sa’yi yapılır. Sa’ydan sonra tıraş olunmaz ve bayramın birinci günü tıraş oluncaya kadar ihramda kalmaya devam edilir. Kıran haccına niyet eden kimsenin, umresini tamamladıktan sonra Kudûm tavafı yapması sünnettir. Kudûm tavafı’ndan sonra istenirse haccın sa’yi yapılabilir. Bu takdirde artık Ziyaret tavafı’ndan sonra sa’y yapmaz. Sa’yi, Kudûm tavafı’ndan sonra yapacaksa, tavafta ıztıba ve remel yapar. Bundan sonra Arafat’a çıkıncaya kadar nafile tavaf ve ibadetle meşgul olur. Beş vakit namazını Harem-i Şerîf’te kılmaya özen gösterir.Kıran haccı yapanlar da, hac kurbanı (şükür hedyi) keserler.
d. Hacda Kadınlarla İlgili Bazı Özel Durumlar
Hac ve umrenin yerine getirilişi esnasında kadınlarla erkekler arasında birtakım uygulama farklılıkları meydana gelmektedir. Bu farkları şöyle sıralamak mümkündür:
1. Kadınlar için erkeklerde olduğu gibi özel bir ihram kıyafeti söz konusu değildir. Kadınlar hac esnasında da elbise, başörtüsü, çorap, ayakkabı gibi her zaman giydikleri kıyafetlerini giyerler. Yalnızca yüzlerini örtmezler.
2. Kadınlar telbiye, tekbir, tehlil, salavat okurken ve dua ederken erkeklerin yaptığı gibi seslerini yükseltmezler.
3. Kadınlar remel ve hervele yapmazlar.
4. Kadınlar, izdiham olan yerlerde mümkün olduğu kadar kalabalığın arasına girmemeye özen gösterirler. Özellikle namaz kılarken, erkek safları arasında kalmayıp kadınlara ait yerlerde namaz kılarlar.
5. Âdetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra âdet görmeye başlayan hanımlar, tavaf dışında, haccın bütün uygulamalarını yerine getirebilirler. Tavafı ise, özel günleri geçtikten sonra yaparlar.
6. Âdetliyken ihrama giren ve ihrama girdikten sonra âdetleri bitmeden Arafat’a çıkmak durumunda kalan hanımlar, ihrama girerken İfrad haccına niyet etmelidirler.